Yönetmen: Yöneten kişi. Sinema Sanatı Eser Sahibi. Organizatör. Manipule eden kişi.
Günlük hayatta kullanılabilecek bir takım verileri sinema sanatı üzerinde uygulamaya çalışağız.(MBTI metodu)
Yönetmen (kişi); temelinde üç kişisel haliyle değerlendirilebilir. Sağ
lobun yüksek oranda aktiviyeti, sol lobun yüksek oranda aktiviyeti,
sağ- sol aktiviyetinin dengesi.
Sol Lobun Yönetmeni: Ayrıntıları görmek, analitik düşünmeyi
becerebilmek ve analiz yeteneği ile; kişi ve olay tespitlerinde
başarılı olmak gibi özellikleri vardır. Ayrıntılara çok fazla takılmak
yüzünden bütünden kopabilir.
Sağ Lobun Yönetmeni: Öykü anlatmayı, bir işin sonunu getirmeyi becerir.
Ayrıntıları değil bütünü dikkate alır. Sanat, batını (iç değerler),
felsefe, metafizik, din kavramları üzerinde yüksek yoğunlaşma
gösterebilir. Ayrıntıları es geçmek gibi özellikleri vardır.
Sağ- Sol Lob Dengesinin Yönetmeni: Öyküyü bütünde anlatmayı ve öykü
içindeki en küçük ayrıntıyı yakalayabilmeyi becerir. Ayrıntıları bütün
içinde yoğurur ve analitik anlamda da ne yapacağını kestirebilir.
Yaptığı şeyin ne olduğunu kavramlar üzerinden anlatabilir. Anlattığı
şeyi uygulayabilir.
Dikkat edilmesi gereken ve en ideal hal: sağ- sol lobun dengede
olduğudur. Bu denge kurulmaya başlandığında ya da kurulmaya
çalışılırken, bu kişi kendi halinin bu dengeye nasıl ulaştığını, ya da
nasıl ulaşabileceğini sol lob'un aktivitesi ile tespit etmek
durumundadır. Sanat eseri ortayan koyan yönetmen için de bu geçerlidir.
Peki neden?
Çünkü; dengeyi kursada,ya da kuruyor olsada kişi; bu dengeyi kurabilmek
için başka bir takım verilere ihtiyaç duyar. Kendini ve sanatını
tanımak için.
1- Extravert: Dışa Yönelimli Yapı
2-İntrovert: İçe YönelimliYapı
En kısa süzgeçte, yönetmen sanatının dışavurumunun dengesini; sağ ve
sol lobun dengesine kendinde farkındalık oluştuğu veya bu dengeyi
oluşturmak istediği anda ilk önce kendisinin Extravert veya İntrovert
yapıdan hangisi olduğunu keşfederek ve bu farkındalık içerisinde bir
takım uygulamalar yaparak kurabilir.
Extravert; olan arkadaşım, yani ilhamını; dışarda gezerken, konuşurken,
doğayı seyrederken, başkalarını dinlerken alan şahıs, bu tespiti
yaptıktan sonra; kendini kendine, yani içine yönlendirmelidir. Bu kişi;
okumaya, sezgilerini açık tutmaya ve biraz içeri çekilmeye razı
olmalıdır. Ta ki kendinde dengeyi bulana kadar.
İntrovert; olan arkadaşım, yani ilhamını; okurken, yazarken,
tuvaletteyken, kendiyle yalnızken, dinlenirken alan şahıs; kendini
biraz dışarıya, topluma salıvermelidir.
Sezgisel- algılayıcı, yargılayıcı- empatici gibi extravert ve
introvert'e benzer ayrımlar da var. Ama bize şimdilik içe dönük ve dışa
dönük verileri yeterlidir. Kendini kapsamlı bir değerlendirmeye maruz
bırakmak isteyen arkadaşlarım “MBTI” metoduna bakabilirler.
1-Şimdi; kişinin( yönetmenin) sol lob olduğunu ve extravert olduğunu
düşünelim. Nasıl bir gelişim süreci sağlanabilir. Öğrenme süreçlerini
kişisel ayrımlara girmeden (görsel, işitsel, deneysel ve dilsel) bir
kabul edelim.
Bu arkadaş ayrıntılara ve işin teknik kısmına çok düşkün olur.
Bütünsellik elinden kaçabilir. Hatta filmdeki planlarını matematiksel
süzgeçlere maruz bırakabilir. Sezgi yolunu kapatarak, kendini daha önce
planladığı salise- saniye matematiğinin içinde kaybebilir. Katı, sabit
fikirli, ilhamlara kapalı bir yapıda olabilir. Çekim sırasında
oluşabilecek tüm yararlı yenilikleri daha önce belirlenen planların
dışına çıkmamak için red edebilir. Set işini sever, teorilerden uzak
durur. Toplumsal olayların analizinde gayet başarılıdır. Hangi tür,
hangi film, hangi oyuncu eksikse ve hangi yenilik ilgi görmeye hazırsa;
o yöne kendini verir. Örn: Sinan Çetin, Sergei Eisenstein, Hollywood'un
Memur Yönetmenleri)
Denge hali için: Bu arkadaş; kendini biraz işin teorisine vermelidir.
Kültürel boyutlarda ezber bir bilgi birikimi için değil de, bu” sinema-
sanat nedir? aslında” diye işin içine derince girmelidir.
Menfaatlerinden, anlık kazançlarından biraz da olsa vazgeçmelidir.
Biraz da kendini içine kapatsa iyi olur. İçten gelen ilhamı tıkadığı
için, sanatını bir kapitalist furyanın peşine takmak tehlikesinde
kalır. Para kazanabilir evet, yalnız; “Sanat değil bu adamın işi”
lafına rast gelebilir. Biraz kendiyle ilgilenmeli, içinde neler oluyor
araştırmalı, sanki biraz inzivaya çekilip kendine “Ben” kimim sorusunu
sormalıdır.
2- Sol Lob ve İntrovert Yönetmen
Ayrıntılara dikkat; sol lobtan dolayı devam etmektedir. Yalnız;
toplumsal olayları değil, kişisel bulanımları, devinimleri, gelişimleri
tespit eder. İçerde neler oluyor, hangi insan hangi halde, “ben ne
haldeyim” diye düşünür., “Bana neden bu şekilde davrandılar” sorusunun
tespitini yapar, ama çözümünü genellikle bulamaz. Örn: Zeki Demirkubuz,
Nuri Bilge Ceylan
Bu arkadaş; kendi içe kapanıklığını yok etmeli, “beni anlamıyorlar”
tribinden kendini kurtarmalıdır. Dışarı çıkıp “neler oluyor hayatta”
sorusuyla etrafa bakmalıdır. Gazete okumayı artırmalı ve “toplumda
değişimler nelerdir”, “insanlar ne izler, ne ister”, “benim
tespitlerime çözüm bulan başka kimler olabilir” “onlar ne diyorlar”
soru halini kendine yerleştirmelidir.
3- Sağ Lob ve Extravert Karakter
Bütünlük öne çıkmaya başlar. Bu arkadaş kısa film çekiyorsa mesala;
film güzel bir öykü anlatımına sahiptir, fakat bir takım devam
hataları, küçük diyolog hataları, “basit” deyip geçilen noktalar
yönetmenin kendisini zora sokar.
Aşk, Sevgi, Hiçlik, Felsefe, Tasavvuf alanlarında toplumsal
eksiklikleri sezgisel yolla hisseder. Kim neler yapıyor, bu arkadaş
neden böyle yapıyor; tespitini empati kurmadan, kendi çözüm yoluyla
bulur ve onu uygular. Sezgisel olarak yol alır. Setlerden ve
hiyerarşiden hoşlanmaz. Kurgusal evrenleri karmaşık ve entellüktüel
kendi gibi kişiliklere açıktır. Filmleri genel izleyicide tatlı bir
tebessüm uyandırır; ama üzerinde fazla konuşulamaz.
Ör: Caner Küçük, Michel Gondry, Tim Burton
Denge hali için; Bu arkadaş; ayrıntılara dikkat etmelidir. Ekibini;
kendini anlayabilen kişilerden seçmeli, her işi kendi yapmaktan
vazgeçmelidir. Sezgisinde bulunduğu şeyleri sınırlamalı, hacmini
daraltmalı ve üzerinde literatür kavramlarla çalışmalıdır. Yalnız
başına kalmalı, daha sonra toplumsal olayların sezgisinde diğer yardım
alabileceği kişiler ile empati yoluyla bilgi alışverişi kurmalıdır.
4- Sağ Lob ve İntrovert Karakter
Bütünsellik halen öne çıkmaktadır. Yalnız bu sefer; toplumsal sezgiler
değil, kişisel sezgiler ön plandadır. İçinden bir ses; “Şunu kesin
yapmalıyız” der. Toplumda bu konuda genel olarak; ne tür bir açılım
vardır bu konuda dikkat edilmez. İçe kapalılık söz konusudur.
Kavramlarla düşünme geri planda kalmıştır. Kendi yolununun ve dilinin
peşindedir. Çözüm bulunsa dahi; adım atmakta zorlanılır. Örn: Robert
Bresson, İngmar Bergman
Denge hali için: Bu arkadaş; teoriyiyi kavramlar üzerinde sezgiler ile
birlikte düşünmeyi öğrenmelidir. Ayrıntılara dikkat etmelidir. Klasik
anlatı yapısını korumalıdır. Tespit yoluna başvurup; kendini;
sezgilerinin sonucunda bulduğu “hakikatin” ne olduğu hakkında
söylenenleri, yazılanları ve konuşulanları ve ayrıca uygulananları
dinlemeye ve uygulamaları aktif hale getirmeye çalışması gerekmektedir.
Bu dengeyi kişisel hayatlarında oturtmuş çok fazla insan vardır. Yazmak
istemiyorum. Ama sinemada ve sanat eserlerinde iş biraz daha zor
olacaktır. Bu konuda dengede olmaya çalışan yönetmenlerimiz az
orandadır. Tam denge kurulmasa da;
Andrey Tarkovski: Sağ- Sol Dengeli İntrovert
Sergei Parajanov: Sağ- Sol Dengeli Extrovert
Stanley Kubrick: Sağ- Sol Dengeli Extrovert
Semih Kaplanoğlu: Sağ- Sol Dengeli İntrovert
diyebilir ve bu kişilerin de dengede olan eserlerinin varlığını tespit
edebiliriz. Dışsal ve içsel örnekler; sinemadan önce doğunun en
görkemli yıllarını yaşadığı vakitlerde İbn'i Sina, biraz daha zaman
sonra da Leonardo Da Vinci olarak gösterilebilir.
İşte böylelikle; sol lobumuzun aktivitesi ile derin bir analize;
tespitimizle cevap veriyoruz ve bu tespite çözümü; sağ lobun aktivesi
ile kavramlar yoluyla teoriksel olarak kağıda döküyoruz. Dışardaki
yönetmenlerden yola çıktığımız için Extravert, sezgisel yaklaştığımız
ve empatici olduğumuz için de toplumun yüzde birini oluşturan
“Empaticiler” grubuna dahil oluyoruz. Dediklerimizi kendimizde
uygularsak dengeyi kurabileceğimizi düşünüyoruz.
---Mehmet Şenkal'in yazısından alıntıdır.---
Mehmet Emin Yıldırım
(meyproduction@gmail.com)